Ateist İddialar ve İslam Üzerine – Yazı 12
‘Bu dünyaya gönderilmeyi ben istemedim. İnsanların istemedikleri bir imtihana tabi tutulması ve ayetlerde belirtildiği üzere ‘insanların çoğunluğunun da cehennemlik olması’ yani Allah’ın insanların çoğunu cehenneme atması, adaletli midir?’ sorusuna nasıl cevap verebiliriz?
Cevap:
1. ‘Bu Dünyaya Gönderilmeyi Ben İstemedim’
Kendimize bir bakalım. Siz iyi bir ressam veya heykeltıraş olsaydınız, bu özelliğinizi görmek ve başkalarına da göstermek için bir taş, bir ağaç, bir hayvan, bir kadın, bir de erkek resmi veya heykeli yapsanız. Bunların içinden konuşacak ve anlayacak özelliği sadece insan şeklinde olanlara verseniz.
Bunların içinden biri size itiraz edip “Beni niye yaptın, bana, insan olmak ister misin, diye niye sormadın?” dese ne dersiniz ve ne yaparsınız? Her halde en azından "Seni yok iken ortaya çıkardım, seni taş, ağaç, hayvan değil de akıl ile en değerli varlık yaptım. Teşekkür etmen gerekirken bu itiraz niye?", demeyecek misiniz? Sonra da böyle bir itiraz karşısında onu parçalayıp çöpe atmaz mıydınız? Diğer hâline razı olanı ise en güzel yere asar, herkese seyrettirirdiniz.
Allah Teala, böyle bir itirazda bulunanı parçalayıp çöpe, yani cehenneme atsa, diğer hâline razı olanı cennetine koyup en güzel nimetlerle süslese, adaletin en güzeli olmaz mı?
Allah, kendisini tanıtmak ve kendisine layık olacak şekilde ibadet etmek için bizleri yaratmıştır. Bu vazifeyi yerine getirecek alet ve cihazları da yaratmıştır. Yani bizden istenen şeyler ile bunları karşılayacak sermaye ölçülü ve dengelidir. Burada herhangi bir adaletsizlik olmadığını bütün insaf ve vicdan ehli bilir.
Fakat Allah’ın bizi yaratırken bize sorup sormaması ise, tamamen Allah’ın iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Oysa Allah -la yüs'el- dir. Yani yaptığı işlerden sorguya çekilmez. Ama kâinatta yaptığı ve yarattığı herhangi bir hadisenin hikmetsiz veya adaletsiz olduğuna dair hiç kimse de ağzını açamaz. Çünkü, kâinatta hikmetsiz ve abes olabilecek bir durum yoktur. Bütün hayvanlara, bitkilere ve cansızlara vazifeler yükleyen Allah, elbette insana da bazı vazifeler yükleyecektir. Yoksa tüm kâinatta mevcut olan hikmet, insanlar yönünden abes kalacak, her mevcudatın bir hikmeti varken insanın bir hikmeti kalmayacaktı.
“Ben yaratılmak istemiyordum.” diyen kimseye sormak lazım: Siz yokken nasıl olur da bir şey isteyebilir veya istemeyebilirsiniz? Allah -insan dahil- yarattığı hiçbir şeyden onun var olmak isteyip istemediğini sormamıştır. Kaldı ki, yok olan bir şeye sormak da mümkün değildir.
Allah’a ve Kur’an’a inanmayan bir kimsenin “ben var olmak istemiyordum” demeye hakkı yoktur. Çünkü ona göre her şey gibi kendisi de tesadüf eseri ortaya çıkmıştır. Bu durumda kime ne sorabilir ki..!
Eğer bu sözü söyleyen kimse Allah’a ve Kur’an’a iman etmişse, bu kişinin yüzeysel bir inanç tasavvurundan hakiki ve tahkiki bir iman düzeyine gayret etmesi gerekir. Zira, samimi bir mümin ve imanında derinliğine bilgili bir müslümanın “Allah tasavvuru” şöyledir:
Allah sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Yarattığı hiçbir şey adalet ve hikmete aykırı değildir. Bizim bu hikmeti bilmememiz ve bu adaleti görmememiz onların var olmadığını göstermez. Öyleyse, biz Allah’ın varlığına iman ettiğimiz gibi Kur’an’ın bize öğrettiği onun “âdil ve hakîm” yani adalet ve hikmet sahibi olduğuna da iman etmemiz, imanımızın gereğidir.
2. ‘Niçin İnsanların Çoğunluğu Cehennemdedir?’
Allah'ın dünyayı ve insanları yaratmasındaki gaye, onları cehennemde yakmak değildir. Tabiri caizse, bir devlet kurulurken "biz devlet kuralım, bu devlette insanları cezalandıralım ve hapislere atalım" gibi bir amaç ile devlet kurulmaz. Devlet kurmadaki amaç, insanların huzur, barış ve güven içerisinde yaşamlarını, mutluluklarını sürdürmeleri ve nesillerini orda devam ettirmeleridir. Devletin amacı budur. Ceza sistemi ise, amaç değil bu amaca giden yolun önünü tıkayan, devletin amaç ve hedeflerine engel olan ve milletin refahını kaçıran insanların hak ettikleri cezayı almaları için kurulan ‘adaletin bir vesilesidir’. Yani hapishane için devlet kurulmaz, devletin amaçları için hapishane kurulur. Devlet bu amaca giden yolda suç işleyen çok fazla kişi var diye ne devleti yıkar, ne de ‘bu kadar çok kişi suç işliyor, merhamet edelim. Hepsine ceza vermek vicdanımıza uygun düşmez’ der. Suçlarda sorumluluk bireye aittir. Suç işleyen birey sayısı fazlaysa, fazla diye ceza vermemezlik değil, “hepsi işlediyse hepsine ceza vermek hakkın ve adaletin gereğidir” denilir. Nitekim, dünyanın bütün ülkelerinde suç oranları artınca hapishaneler azalmaz, artar. Kim suç işlediyse tek tek cürmünün karşılığını görür.
Allah kâinatı, dünyayı, insanları belirli amaçlar için yaratmış insanlara razı oldukları hükümleri, yaratış amacını bildirmiş ve insanları dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştıracak hükümleri koymuştur. İnsanı ve insanları bu asıl amaçtan uzaklaştıracak ve saptıracak kişiler için ise cehennem yaratılmıştır. Elbette bu insanlar suçları yüzünden cehenneme gidecektir. Bu, adaletin gereğidir. Zalim bir insana merhamet etmek uğruna onun cezalandırılmaması, hakkına girilen binlerce mazluma merhametsizlik olur. “Gereksiz bir merhamet uğruna gerekli bir cezadan vazgeçmek, suçluya yapılan merhamete karşılık mazlumlara yapılmış bir merhametsizliktir.” Ve de zulme uğramış bir mazlum dünyada hakkını alamadığı gibi üstüne ahirette de hakkını alamamış olur. Bu ise hiç bir aklın kârı değildir.
Şu bir gerçek ki, Allah kullarına zerre zulmetmez. Ne insana gücünün yettiğinden fazlası yüklenir ne de insana adaletsizlik edilir. Bu yüzden cehennemin dahi mertebeleri, dereceleri vardır. Herkes aynı azabı da görmez. Müminler, bu dünyanın yaratılması ve imtihana alınmaları vesilesiyle ahsen-i takvime yükselmiştir. Ruhları, ahlakları kemal bulmuştur. Allah’a hakkıyla kulluk yapanlar, dünya ve ahiret saadetine erişmişlerdir. Suçlular suç işliyor diye imtihan sonlandırılıp, insanlar yok edilip müminlerin gördüğü bu faydalardan vazgeçilemez. Nasıl ki, bir altın madeninden altın çıkarmak için işçiler toplanır ama aralarından art niyetli insanlar maden de çalışırken o altınlardan cebine koyup çalarsa, o kişiler sebebiyle altın madeni kapatılmaz. Aynen öyle de, iradesi ile Ebu Bekirlerin çıkacağı bir imtihan meydanında iradesi ile Ebu Cehiller de çıkacak diye bu imtihan sonlandırılamaz. Ebu Cehiller de zorla cehenneme atılmaz. Herkes kendi ateşini kendi götürür.
Ateizme Cevapların Verildiği Sayfamıza Davetlisiniz
Delillerle İslam
‘Bu dünyaya gönderilmeyi ben istemedim. İnsanların istemedikleri bir imtihana tabi tutulması ve ayetlerde belirtildiği üzere ‘insanların çoğunluğunun da cehennemlik olması’ yani Allah’ın insanların çoğunu cehenneme atması, adaletli midir?’ sorusuna nasıl cevap verebiliriz?
Cevap:
1. ‘Bu Dünyaya Gönderilmeyi Ben İstemedim’
Kendimize bir bakalım. Siz iyi bir ressam veya heykeltıraş olsaydınız, bu özelliğinizi görmek ve başkalarına da göstermek için bir taş, bir ağaç, bir hayvan, bir kadın, bir de erkek resmi veya heykeli yapsanız. Bunların içinden konuşacak ve anlayacak özelliği sadece insan şeklinde olanlara verseniz.
Bunların içinden biri size itiraz edip “Beni niye yaptın, bana, insan olmak ister misin, diye niye sormadın?” dese ne dersiniz ve ne yaparsınız? Her halde en azından "Seni yok iken ortaya çıkardım, seni taş, ağaç, hayvan değil de akıl ile en değerli varlık yaptım. Teşekkür etmen gerekirken bu itiraz niye?", demeyecek misiniz? Sonra da böyle bir itiraz karşısında onu parçalayıp çöpe atmaz mıydınız? Diğer hâline razı olanı ise en güzel yere asar, herkese seyrettirirdiniz.
Allah Teala, böyle bir itirazda bulunanı parçalayıp çöpe, yani cehenneme atsa, diğer hâline razı olanı cennetine koyup en güzel nimetlerle süslese, adaletin en güzeli olmaz mı?
Allah, kendisini tanıtmak ve kendisine layık olacak şekilde ibadet etmek için bizleri yaratmıştır. Bu vazifeyi yerine getirecek alet ve cihazları da yaratmıştır. Yani bizden istenen şeyler ile bunları karşılayacak sermaye ölçülü ve dengelidir. Burada herhangi bir adaletsizlik olmadığını bütün insaf ve vicdan ehli bilir.
Fakat Allah’ın bizi yaratırken bize sorup sormaması ise, tamamen Allah’ın iradesini kısıtlamak anlamına gelir. Oysa Allah -la yüs'el- dir. Yani yaptığı işlerden sorguya çekilmez. Ama kâinatta yaptığı ve yarattığı herhangi bir hadisenin hikmetsiz veya adaletsiz olduğuna dair hiç kimse de ağzını açamaz. Çünkü, kâinatta hikmetsiz ve abes olabilecek bir durum yoktur. Bütün hayvanlara, bitkilere ve cansızlara vazifeler yükleyen Allah, elbette insana da bazı vazifeler yükleyecektir. Yoksa tüm kâinatta mevcut olan hikmet, insanlar yönünden abes kalacak, her mevcudatın bir hikmeti varken insanın bir hikmeti kalmayacaktı.
“Ben yaratılmak istemiyordum.” diyen kimseye sormak lazım: Siz yokken nasıl olur da bir şey isteyebilir veya istemeyebilirsiniz? Allah -insan dahil- yarattığı hiçbir şeyden onun var olmak isteyip istemediğini sormamıştır. Kaldı ki, yok olan bir şeye sormak da mümkün değildir.
Allah’a ve Kur’an’a inanmayan bir kimsenin “ben var olmak istemiyordum” demeye hakkı yoktur. Çünkü ona göre her şey gibi kendisi de tesadüf eseri ortaya çıkmıştır. Bu durumda kime ne sorabilir ki..!
Eğer bu sözü söyleyen kimse Allah’a ve Kur’an’a iman etmişse, bu kişinin yüzeysel bir inanç tasavvurundan hakiki ve tahkiki bir iman düzeyine gayret etmesi gerekir. Zira, samimi bir mümin ve imanında derinliğine bilgili bir müslümanın “Allah tasavvuru” şöyledir:
Allah sonsuz ilim ve hikmet sahibidir. Yarattığı hiçbir şey adalet ve hikmete aykırı değildir. Bizim bu hikmeti bilmememiz ve bu adaleti görmememiz onların var olmadığını göstermez. Öyleyse, biz Allah’ın varlığına iman ettiğimiz gibi Kur’an’ın bize öğrettiği onun “âdil ve hakîm” yani adalet ve hikmet sahibi olduğuna da iman etmemiz, imanımızın gereğidir.
2. ‘Niçin İnsanların Çoğunluğu Cehennemdedir?’
Allah'ın dünyayı ve insanları yaratmasındaki gaye, onları cehennemde yakmak değildir. Tabiri caizse, bir devlet kurulurken "biz devlet kuralım, bu devlette insanları cezalandıralım ve hapislere atalım" gibi bir amaç ile devlet kurulmaz. Devlet kurmadaki amaç, insanların huzur, barış ve güven içerisinde yaşamlarını, mutluluklarını sürdürmeleri ve nesillerini orda devam ettirmeleridir. Devletin amacı budur. Ceza sistemi ise, amaç değil bu amaca giden yolun önünü tıkayan, devletin amaç ve hedeflerine engel olan ve milletin refahını kaçıran insanların hak ettikleri cezayı almaları için kurulan ‘adaletin bir vesilesidir’. Yani hapishane için devlet kurulmaz, devletin amaçları için hapishane kurulur. Devlet bu amaca giden yolda suç işleyen çok fazla kişi var diye ne devleti yıkar, ne de ‘bu kadar çok kişi suç işliyor, merhamet edelim. Hepsine ceza vermek vicdanımıza uygun düşmez’ der. Suçlarda sorumluluk bireye aittir. Suç işleyen birey sayısı fazlaysa, fazla diye ceza vermemezlik değil, “hepsi işlediyse hepsine ceza vermek hakkın ve adaletin gereğidir” denilir. Nitekim, dünyanın bütün ülkelerinde suç oranları artınca hapishaneler azalmaz, artar. Kim suç işlediyse tek tek cürmünün karşılığını görür.
Allah kâinatı, dünyayı, insanları belirli amaçlar için yaratmış insanlara razı oldukları hükümleri, yaratış amacını bildirmiş ve insanları dünyada ve ahirette mutluluğa ulaştıracak hükümleri koymuştur. İnsanı ve insanları bu asıl amaçtan uzaklaştıracak ve saptıracak kişiler için ise cehennem yaratılmıştır. Elbette bu insanlar suçları yüzünden cehenneme gidecektir. Bu, adaletin gereğidir. Zalim bir insana merhamet etmek uğruna onun cezalandırılmaması, hakkına girilen binlerce mazluma merhametsizlik olur. “Gereksiz bir merhamet uğruna gerekli bir cezadan vazgeçmek, suçluya yapılan merhamete karşılık mazlumlara yapılmış bir merhametsizliktir.” Ve de zulme uğramış bir mazlum dünyada hakkını alamadığı gibi üstüne ahirette de hakkını alamamış olur. Bu ise hiç bir aklın kârı değildir.
Şu bir gerçek ki, Allah kullarına zerre zulmetmez. Ne insana gücünün yettiğinden fazlası yüklenir ne de insana adaletsizlik edilir. Bu yüzden cehennemin dahi mertebeleri, dereceleri vardır. Herkes aynı azabı da görmez. Müminler, bu dünyanın yaratılması ve imtihana alınmaları vesilesiyle ahsen-i takvime yükselmiştir. Ruhları, ahlakları kemal bulmuştur. Allah’a hakkıyla kulluk yapanlar, dünya ve ahiret saadetine erişmişlerdir. Suçlular suç işliyor diye imtihan sonlandırılıp, insanlar yok edilip müminlerin gördüğü bu faydalardan vazgeçilemez. Nasıl ki, bir altın madeninden altın çıkarmak için işçiler toplanır ama aralarından art niyetli insanlar maden de çalışırken o altınlardan cebine koyup çalarsa, o kişiler sebebiyle altın madeni kapatılmaz. Aynen öyle de, iradesi ile Ebu Bekirlerin çıkacağı bir imtihan meydanında iradesi ile Ebu Cehiller de çıkacak diye bu imtihan sonlandırılamaz. Ebu Cehiller de zorla cehenneme atılmaz. Herkes kendi ateşini kendi götürür.
Ateizme Cevapların Verildiği Sayfamıza Davetlisiniz
Delillerle İslam
Yorumlar
Yorum Gönder