Sûfilik Üzerine – Yazı 1 ( Sûfilik ve Delil )
Hakk'ın yakınlığını kazanmayı, nefsiyle mücadele ederek ve Hz. Peygamberin (sav) sünnetini ve ahlakını 'hakiki manada' yaşayarak nefsini kemale erdirmeyi kendisine amaç edinmiş sûfi ehlinin, taklit ile değil tahkik ile dini yaşaması gerekir. Allah’ın varlığını, O’nun isim ve sıfatlarının kâinattaki tecellilerini tahkik ile bilmesi, kâinatı bu gözle seyretmesi ayrıca şeytanın itikadını bozacak vesveselerini tasavvufun bir parçası zannetmemesi için ehli sünnet akaidini iyi bir biçimde bilmesi gerekmektedir. Konuyla ilgili Abdülkerim Kuşeyri (r.a.) şöyle buyurmaktadır:
Sûfiler, inançlarının ve itikatlarının esaslarını açık deliller ve belli şahitlerle sağlamlaştırmışlardır. Bir kimse tevhit ilmine (Allah’ın var ve bir olduğunu gösteren ilme) şahitlerden bir şahit, delillerden bir delil ile vakıf olmaz ve inancını bu delillerle sağlam hale getirmezse, aldanmak ve şaşırmak suretiyle ayağı ölüm çukuruna kayar. Tevhitle ilgili deliller üzerinde düşünmeyip sadece taklidi benimseyenler kurtuluş yolundan saparak ölüm zincirine yakalanır ve helâk uçurumuna yuvarlanırlar.
Sûfilerin sözleri üzerinde düşünenler ve mutasavvıfların sözlerinde ifade ettiklerini tetkik edenler emin bir şekilde şu kanaate varır: “Mutasavvıflar, kendilerini hedeflerine ulaştıracak hususları araştırmada kusur etmemişler, gayelerine ulaşma arzularında asla ihmale meyletmemişlerdir.“ Sûfi ehli, ilme son derece önem vermeli, bu yolda ilimsiz yürümenin batıl anlayışları hak bilme gibi felaketlere sebep olacağının farkında olmalıdır.
Delillerle İslam
Hakk'ın yakınlığını kazanmayı, nefsiyle mücadele ederek ve Hz. Peygamberin (sav) sünnetini ve ahlakını 'hakiki manada' yaşayarak nefsini kemale erdirmeyi kendisine amaç edinmiş sûfi ehlinin, taklit ile değil tahkik ile dini yaşaması gerekir. Allah’ın varlığını, O’nun isim ve sıfatlarının kâinattaki tecellilerini tahkik ile bilmesi, kâinatı bu gözle seyretmesi ayrıca şeytanın itikadını bozacak vesveselerini tasavvufun bir parçası zannetmemesi için ehli sünnet akaidini iyi bir biçimde bilmesi gerekmektedir. Konuyla ilgili Abdülkerim Kuşeyri (r.a.) şöyle buyurmaktadır:
Sûfiler, inançlarının ve itikatlarının esaslarını açık deliller ve belli şahitlerle sağlamlaştırmışlardır. Bir kimse tevhit ilmine (Allah’ın var ve bir olduğunu gösteren ilme) şahitlerden bir şahit, delillerden bir delil ile vakıf olmaz ve inancını bu delillerle sağlam hale getirmezse, aldanmak ve şaşırmak suretiyle ayağı ölüm çukuruna kayar. Tevhitle ilgili deliller üzerinde düşünmeyip sadece taklidi benimseyenler kurtuluş yolundan saparak ölüm zincirine yakalanır ve helâk uçurumuna yuvarlanırlar.
Sûfilerin sözleri üzerinde düşünenler ve mutasavvıfların sözlerinde ifade ettiklerini tetkik edenler emin bir şekilde şu kanaate varır: “Mutasavvıflar, kendilerini hedeflerine ulaştıracak hususları araştırmada kusur etmemişler, gayelerine ulaşma arzularında asla ihmale meyletmemişlerdir.“ Sûfi ehli, ilme son derece önem vermeli, bu yolda ilimsiz yürümenin batıl anlayışları hak bilme gibi felaketlere sebep olacağının farkında olmalıdır.
Delillerle İslam

Yorumlar
Yorum Gönder